Ertuğrul Fırkateyni Faciası - Japonya'ya Giden Osmanlı Gemisine Ne Oldu

Japonya'ya Giden Osmanlı Gemisi Ertuğrul Fırkateyni.

II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya İmparatoru ' nun yeğeninin bir savaş gemisiyle İstanbul'u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Bu ziyaret için İstanbul tersanelerinde yapılan Ertuğrul Fırkateyni seçildi. Fırkateyn, hem yelken hem de makine ile hareket ediyordu. Üç direkli geminin ana hareket vasıtası yelkendi. 600 beygir gücündeki makinesi de yardımcı bir itici kuvvet oluşturuyordu. 2 bin 400 ton ağırlığında, ahşap bir gemi olan Ertuğrul Fırkateyni 25 yaşındaydı. Yaklaşık 1 yıl önce ahşap kısımları tamir görmüştü. Ancak, makine ve kazanların alt bölümüne dokunulmamıştı.

Kafile Başkanı Albay Osman Bey, gemi komutanı da Yarbay Ali Bey’di. Gemide özel olarak seçilen 56’sı subay toplam 609 mürettebat vardı. O yıl Bahriye Mektebini bitiren genç teğmenlerin tamamı da gemiye alınmış ve bu uzun gezide tecrübelerini artırmaları hedeflenmişti. Gemi, Sultan II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti.
Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. Güzergahı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn Singapur’a vardığında Kafile Başkanı Albay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanına vardı.



Japon İmparatoru, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.
Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Bahriyesinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı. Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Firkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti.

Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongo isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.


Kazada ölenlerin anısına Kushimoto’da bir Anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.
Kushimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kushimato’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen "Türk Müzesi"nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

JAPONYA'DA TÜRKLER

Japonya'da Yaşayan Türkler Hakkında Birkaç Detay.
Türkler Japonya'da ne iş yapıyorlar? Türkler Japonya'ya nasıl geldiler?

Resmi istatistiklerine göre (2016) Japonya’da 5352 kayıtlı Türk vatandaşı bulunmaktadır. Bunların dışında 2500 civarında vatandaşımızın ise Japonya'da oturma/çalışma izni bulunmadan ikamet ettiği tahmin edilmektedir. Büyükelçiliğimizde kayıtlı vatandaş sayısı ise 8152'dir.

1900’lerin başında Rusya’dan göç ederek değişik yollardan Japonya’ya gelen Kazan Türkleri, Japonya’ya yerleşen ilk Türk gruplarından birisi olup, 1950’li yıllarda Türk vatandaşlığına alınmışlardır. Japonya dışına göç gibi nedenlerle, bu vatandaşlarımızın sayısı giderek azalmıştır.
Japonya’da çalışan vatandaşlarımızın çoğu Tokyo, Saitama, Osaka ve Nagoya gibi sanayinin gelişmiş ve iş imkanlarının daha geniş olduğu şehirlerde yoğunlaşmaktadır. Halihazırda, Japonya’da serbest meslek sahibi olarak faaliyet gösteren vatandaşlarımızın çoğunluğu gıda sektörü ve halı-kilim-mücevherat ticaretiyle ilgilenmektedir. Vatandaşlarımızın bir bölümü ise özel şirketlerde orta düzeyde yönetici, mühendis ve üniversitelerde akademisyen olarak çalışmaktadır. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA), Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (Monbusho) veya burs sağlayan diğer kurum, kuruluş ve vakıflar aracılığıyla eğitim görmek amacıyla Japonya’ya gelen vatandaşlarımız da bulunmaktadır. Bu kişilerin sayısı, ülkemizdeki çeşitli Bakanlık, Üniversite veya Araştırma Enstitüleri gibi kamu kuruluşlarının mensubu olanlarla birlikte 160 civarındadır.



Ülkede, yaklaşık 30 tanesi Tokyo’da olmak üzere toplam 45-50 adet Türk lokantası, Türk halı ve kilimlerini satan halı mağazaları, rakı, şarap, meyve suyu, lokum, zeytinyağı, zeytin, peynir, reçel gibi Türk ürünü mamülleri Japonya’ya ithal eden firmalar ile büyük mağazaların değerli taşlar satan bölümlerinde ve düzenlenen fuarlarda özel standlarda mücevher satan Türk şirketleri bulunmaktadır.

Japonya’da yaşayan vatandaşlarımızın (Kazan Türkleri) bağışladığı arsa üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından inşa edilen Tokyo Türk Diyanet Cami Tokyo’nun simgesi olan binalardan birisi haline gelmiştir. Halihazırda, tüzel bir kişiliğe sahip ‘Tokyo Türk Diyanet Cami Vakfı’ tarafından idare edilen Camii 30 Haziran 2000 yılından beri faaliyet göstermektedir: www.tokyocamii.org

Japonya’da şirket kurarak ticari faaliyette bulunan vatandaşlarımız ile Türkiye’yle iş yapan Japonlar 'ın üyesi bulunduğu “Türk Ticaret ve Sanayi Odası Japonya” adı altında faaliyet gösteren bir örgütlenme mevcuttur.

Japonya’da eğitim gören Türk öğrenciler tarafından kurulmuş ‘Japonya Türk Öğrenciler Derneği’ adı altında bir dernek mevcuttur www.jtod.net

Endonezya'da Uzun Süreli İkamet İzni

Endonezya'da ikamet izni nasıl alınır?

Endonezya’ya geldikten sonra ikamet izni almak isteyenlerin Endonezya Göçmen Bürosu’na (Immigrasi) başvurmaları gerekmektedir.

Türk vatandaşlarının alabileceği en uzun süreli ikamet izni 5 yıldır. Sözkonusu iznin alınabilmesi için Endonezya’da çalışanların çalıştıkları şirketten Endonezya Göçmen Bürosu’na bir sponsor kağıdı götürmeleri gerekmektedir.

Öte yandan Endonezya vatandaşıyla evli olanlar da ikamet iznine hak kazanabilmektedirler.

Ayrıca, Endonezya’da öğrenim gören Türk öğrencileri de öğrenciliklerinin tescil edildiğine dair bir belgeyi Göçmen Bürosu’na götürdükleri takdirde ikamet izni alabilmektedirler.

Göçmen İdaresi'nin aşağıdaki internet bağlantısından ayrıntılı bilgi alabilirsiniz:
http://www.imigrasi.go.id/index.php/en/public-services/limited-stay-visa

Bangladeş’e Gidecek Olan Türk Vatandaşlarının Dikkatine

Bangladeş’e gidecekseniz bu önerileri mutlaka dikkate alamalısınız.

Ülke içi ulaşımda havayolunun tercih edilmesi tavsiye edilmektedir. Zira karayolu ile yapılan yolculuklar yetersiz altyapı nedeniyle çok uzun sürmekte ve dikkatsiz sürücüler nedeniyle sıkılıkla trafik kazaları meydana gelmektedir.

İklim şartları, yüksek ısı ve nem oranı mikroorganizmaların hızla gelişimine uygun bir ortam hazırlamaktadır. Bangladeş’te en çok görülen tehlikeli bulaşıcı hastalıklar sıtma, tifo, dengi ve koleradır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Dakka’da şehir suyunda arsenik bulunduğu tespit edilmiştir. Çamaşır ve bulaşık yıkanması haricinde içme, diş fırçalama, meyve ve sebze yıkama için piyasadan damacana veya pet şişelerle alınan temiz su kullanılmalıdır. Umumi tuvaletin bulunmaması nedeniyle duvar diplerinin tuvalet olarak kullanılması da kirlilik oranını arttırmaktadır. Son yıllarda, ateş, ishal ve baş ağrısı ile başlayan ve bir cins sivrisinekten bulaşan “dengi” isimli hastalık yaygınlaşmıştır. Kırsal bölgeleri ziyaret edeceklerin sıtmaya karşı gerekli önlemleri almaları tavsiye olunur.

Bangladeş’te gıda zehirlenmesi ise dikkat edilmesi gereken diğer bir husustur. İklim koşulları ve yiyeceklerin sağlıksız koşullarda hazırlanması nedeniyle zehirlenme vakaları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, çiğ sebze, meyve, süt, balık ve et tüketiminde dikkatli olunması gerekmektedir. Ayrıca dışarıda buz tüketilmemesi, meyve ve sebzelerin öncelikle dezenfektanlı ya da sirkeli suda yıkanması gerekmektedir.

Yapılması Tavsiye Olunan Aşılar
Bangladeş’e gelişte aşı kağıdı aranmamakla birlikte Dünya Sağlık Örgütü tarafından Hepatit A ve B, tifo, difteri, boğmaca, çocuk felci, kuduz, tetanos, kolera, menenjit ve Japon ensefaliti aşılarının olunması tavsiye olunmaktadır. Gelmeden grip aşısı olunmasında da fayda görülmektedir.